COVID-19’un Dijital Dönüşüme Etkileri

Dünya, 1980’li yıllarda kalite, 1990’lı yıllarda yeniden yapılanma, 2000’li yıllarda dijitalleşme ve 2010’lu yılların sonuna doğru dijital dönüşüm konularına yoğun olarak odaklandı. Dijital dönüşüme, dijitalleşme sürecinin bir devamı olarak geçildi. Zaten dijitalleşme olmadan dijital dönüşümden bahsetmek mümkün olamazdı. Çoğunlukla şirketler, yeniden yapılandırma çalışmalarının ardından iş süreçlerini güçlü yazılım platformları aracılığı ile elektronik ortamlara taşıyarak süreçlerini dijitalleştirdiler. Üretim hatlarında ise; toplam kalite, yalın üretim ve kaizen gibi sistemlerinin gereği robotik sistemler, yapay zeka ve IoT gibi yeni teknolojiler ile akıllı cihazlardan/sensörlerden bilgi alıp verme olanağı sayesinde önemli ölçüde dijitalleşme sağlandı. Bütün bunlar farklı ölçeklerde şirketlerde sürekli yapılıyor. Bu süreçlere yerinde ve doğru dokunuşlarla dijital dönüşüm sağlanarak, şirketlere inanılmaz ölçüde katma değer yaratılabiliyor.

Bunları basit birkaç örnekle anlatmak gerekirse, yıllardır internet bankacılığı hizmeti verildiği halde toplumun büyük bir bölümü hala bankaya giderek işlemlerini yapıyor. Aslında internet bankacılığını kullanmak, kullananlar için bankacılık sürecinde bir dijital dönüşümdür. Birileri bu imkanı ellerinden alsa, onlar için banka hizmetlerinin kullanımı anlamında dünyanın sonu gibi bir durum olur. Saatlik toplantılar için insanlar şehirlerarası veya ülkelerarası seyahat etmek zorunda iken, görsel ve sesli video konferansı ile hizmet veren çevrimiçi toplantılar düzenlemek inanılmaz verimli olmaktadır. Bu platformlar kullanılarak çocuklarımız bizimle birlikte evlerimizde çevrimiçi eğitimlerine devam edebiliyorlar. Eğitim ve toplantılar için bu imkanları kullanmak aslında bir bir dijital dönüşümdür. Yine bu dönemde internet üzerinden yapılan market alışverişlerinde inanılmaz büyük bir artış oldu, bu anlamda internet alışverişlerinde büyük bir değişim ve dönüşüm yaşandı. Yaşadığımız bu zor dönemde dünyanın dört bir yanından çalışanlar evlerinde kalarak işlerini ofisteymiş gibi uzaktan yapabildiler. Hatta yaptıkları işlemlerde elektronik imzalarını kullanarak düzenledikleri belgelere resmiyet kazandırdılar.

Bunlar gibi onlarca farklı işi covid-19 sebebi ile evlerimizden yapar hale geldik. Aslına bakarsanız bu durum, insanlık için küresel bazda zorunlu bir dönüşümün başlangıcı olabilir. Hâlbuki bu teknolojiler iki ay öncesinde de vardı ve ellerimizin altındaydı, ancak görünen o ki dönüşüm için sadece araçların var olması yeterli olmuyor. Daha da önemlisi, kültürel dönüşüme ne kadar hazır olduğumuzdur. Özetle bu dönüşümü hızlı yapabilen toplumlar diğerlerine göre daha hızlı yükseleceklerdir. Türkiye’de genelde dijitalleşme konusunun gerçek anlamda dijital dönüşümün önünde algılanması neticesinde katma değerli dönüşümsel projeler çok ertelendi, ama artık covid-19 etkileri nedeni ile dönüşüm kaçınılmaz bir gerçeklik olacak.

Şirketlerde dönüştürülen süreçlerden sağlanacak kaynaklarla, diğer süreçlere önem sırasına göre yatırımlar yapılarak dönüşüm zamana yayılabilir ve dönüşüm yatırımları kendi kendini finanse edebilir. Teknolojik yatırımların şirketlerdeki kazanımının büyüklüğü, işlerin dijitalleşirilmesinden sonra süreçlerin dijital dönüşüm oranının yüksek olmasına bağlıdır.

Dijital dönüşüm, şirketlerde hiç bitmeyecek uzun bir yolculuk olacak gibi gözüküyor. Gelecek nesiller dijitalin içinde doğacaklar ama dönüşüm hayatlarının bir parçası olarak kalacak.

Bütün bu dijital dönüşüm çabaları, şirketler için verimlilik, karlılık ve güvenlik; dünya içinse daha yaşanabilir bir yer haline gelme anlamı taşımaktadır.